Son Makaleler

  • El Bab'daki 16 Askerimizin Şehit Olmasında Korkunç Şüphe

    El Bab'da 16 askerin şehit olmasına neden olan DEAŞ saldırısı ile ilgili yapılan değerlendirmeler, bazı soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Ankara, askerlerin bulunduğu yerin koordinatlarının terör örgütüne verildiği şüphesini taşıyor.

    Saldırının olduğu gün hava karlıydı ve göz gözü görmüyordu. Güvenlik ve istihbarat birimlerinde, bu kadar kötü hava koşullarında birkaç metre ötesi bile zor görünürken DEAŞ'lı teröristlerin askerlerimizin yerini elleri ile koymuş gibi bulmasını şüphe verici buldu. Güvenlik toplantılarında, "Bizim askerimiz araçların geldiğini göremezken, DEAŞ'lılar nasıl bu kadar rahat hedefi bulup saldırı düzenleyebilir. Bunu yapabilmeleri teknik olarak imkânsız görünüyor" değerlendirmesi yapıldı. Ankara, tüm Türkiye'yi yasa boğan saldırıyı DEAŞ'ın tek başına gerçekleştirmediğini, askerlerin yer bilgisinin, hatta koordinatlarının teröristlere "birileri" tarafından iletildiği şüphesini taşıyor. Sabah

     

    Devamı..
  • Son dakika Yolcu Uçağı Kaçırıldı

    Libya uçağı kaçırıldı. Malta'ya indirilen uçakta 118 yolcu bulunuyor. Teröristleri uçağı havaya uçurmakla tehdit ettiği bildiriliyor...

    Son dakika uçak kaçırıldı haberi... Libya'ya ait bir yolcu uçağı kaçırıldı. İçinde 118 yolcu bulunan uçak Malta’ya indirildi. Korsanlar uçağı patlatmakla tehdit ediyor. Malta Başbakanı Joseph Muscat, güvenlik güçlerinin müdahale etmek için havalimanında hazır beklediğini açıkladı.

    Ayrıntılar Geliyor...

     

     

    Devamı..
  • Cia! Senide Böyle Öldürürüz Dedi! Erdoğan'ı Böyle Tehdit Ettti

    Aydınlık gazetesi yazarı Sabahattin Önkibar, bugünkü köşesinde 25 maddelik bir yazı kaleme aldı. Önkibar yazısında, "Tayyip Erdoğan namlunun ucundadır ve öldürülüp iç savaş çıkarılmak isteniyor" dedi.


    Aydınlık yazarı, "Türkiye 1923’ten bu güne kadar hiç bu kadar büyük bir tehditle yüz yüze gelmedi" ifadesini kullandı.

    Sabahattin Önkibar'ın Aydınlık gazetesi'nde "CIA, Tayyip Erdoğan’a 'seni öldürürüm' dedi!" başlığıyla (21.12.2016) yayımlanan yazısı şöyle:

    Bir:
     Kesin olan bir şey var ki o da failin FETÖ’cü hipnotize edilmiş bir haşhaşinin olmasıdır.

    İki: Rus Büyükelçisi'ni vur emrini veren tartışmasız olarak  Fetullah Gülen’dir, zira onun emri olmaksızın hiçbir haşhaşi veya şakirt böyle bir çılgınlığa kalkışamaz. 

    Üç: Fetullah gibi her şeyini kaybetmiş biri bile cezaevindekilerin hatırına çok mecbur kalmasa bu emri vermez.

    Dört: Fetullah’ı mecbur eden irade, uşaklığını yaptığı CIA’nın kesin emridir.

    Beş: Evet CIA emretti, Fetullah öldürtmüştür.

    Altı: CIA, Fetullah’dan katilin özellikle polis olmasını istemiştir.

    Yedi: Amacı Tayyip Erdoğan’a mafyatik mesajdır.

    Sekiz: CIA, Erdoğan’a seni o Rus elçisi metoduyla öldürürüm demektedir.

    Dokuz: Rus Elçisi'ni öldüren polis Tayyip Erdoğan’ın son dönem koruma grubundan.

    On: CIA,Tayyip Erdoğan’a polis ve asker içinde bunun gibiler elimde yüzlercesi var ve seni istediğim an yok ederim diyor.



    On bir: CIA, Tayyip Erdoğan’a, ölmek istemiyorsan, Suriye ve Halep konusunda Rusya ile anlaşma, Suriye’de YPG’ye itiraz etme, PKK ile mücadeleyi bırak ve yeni bir süreç başlat, FETÖ’cülar ile uzlaş ve affet diyor.

    On iki: Hayır bu suikastın Türk-Rus ilişkilerini sabote amacı olamaz zira ne Rusya’yı ne de Türkiye’yi yönetenler o kadar salak değil ki bunu CIA da biliyor.

    On üç: Suikastte güvensizlik iklimini yaratmak bir başka amaçtır ki hedeflenen Türkiye’yi dünyadan tecrit edip ekonomik çöküşü hazırlamaktır.

    On dört: Ancak katilin polisten seçilmesi Erdoğan’a mesaj   ihtimalini  öne   çıkarıyor.

    On beş: Tayyip Erdoğan namlunun ucundadır ve öldürülüp iç savaş çıkarılmak isteniyor.

    On altı: Erdoğan kazara tehdide boyun eğip geri adım atarsa sarı öküzü verir ve sonunu o dakika hazırlar.

    On yedi: CIA, eğer bu şekilde tehdide mecbur kaldı ise belli ki zordadır.

    On sekiz: Türkiye artık hiç düşünmeden ABD’ye somut karşılıklar vermeli. Mesela Diyarbakır ve hatta İncirlik üslerinin faaliyetlerine en azından geçici olarak sonlandırmalı.

    On dokuz: Buna ilaveten yapılan suikastın amacı bizim yazdığımız gibi tane tane bütün dünya’ya gerekçelerle beraber açıklanmalıdır.

    Yirmi: Hadise büyük resimde tartışmasız olarak ABD’nin Türkiye’ye açıktan savaş ilanıdır.

    Yirmi bir: ABD’ye eğer kaybedecekleri fiili olarak hatırlatılmazsa CIA frene basmayacak ve iç savaş çıkarmak için benzer çabalarını sürdürecektir.

    Yirmi iki: “Siyasetten çekildim” deyip her alanda kendini medyanın gözüne sokup ismini diri tutan Abdullah Gül’e çok dikkat edilmelidir zira ABD’nin projesi Tayyip Erdoğan’ı yok edip onu oturtmaktır ki böyle bir şey Allah korusun o dakika Türkiye’nin manda idaresine girmesi demektir.

    Yirmi üç: Savaştayız ve savaş kuralları uygulanmalıdır.

    Yirmi dört: Türkiye 1923’ten bu güne kadar hiç bu kadar büyük bir tehditle yüz yüze gelmedi.

    Yirmi beş: Ya devlet başa, ya kuzgun leşe!”

    Kaynak: Aydınlık Gazetesi - Selahattin Önkibar

     

    Devamı..
  • İçerde Son Bölüm Yusuf Müdür Ölüyor Mu?

    İçerde Son Bölüm Yusuf Müdür Ölüyor Mu? Yeni Bölümde Neler Olacak

    Geçen hafta içerde dizisi baya bir heyecan ile son bulmuştu. Bu hafta bu heyecanı yaşamayı beklerken dizi geçen haftaya göre biraz vasatttı. Neredeyse geçen bölüm olanları izledik sayılır. 

    İçerde bu  hafta son bölüm de ise böyle sizlere heyecanlı anlatabileceğimiz pek bir olay yok o yüzden bu hafta ki konumuzu kısa keseceğiz. Polis komiseri Mert Karadağlı (Aras Bulut İynemli) Coşkun'u evde beklerken Coşkun'da güvenlik amacı ile kapıya kıstırdığı kürdanın yere düştüğünü görünce eve birilerinin girdiğinden şüpheleniyor eve girmekten vaz geçiyor.

    Coşkun geçen hafta Mert'in annesinin yanına gittiğinde ufak bir kaza geçiriyor. Tabi oraya gitmesindeki maksat Umut'un ailesinden emin olmak ve yaşadığını bilmek için gidiyor. 

    Patron Kim

    Geçen hafta hepimiz #PatronKim diye merakla beklerken Sarp'ın ikizi mi diye herkesin kafasında bir soru işareti oluşmuştu. Ama bu bölümde Patron'un Sarp olduğu belli oldu. Aslında bu patron bana göre tutmuştu ve devam edebilirdi. 

    Kebabcı Celal olayı yine her zamanki gibi kendi yöntemleri ile çözdü. Ancak eksik çözdü patronun gerçek kimliğine ulaşamadı. Al yanak canını kurtarmak için kebabcı Celal'e bildiklerini anlattı. Bir nebzede olsa Al yanak bu olaydan yırttı gibi gözüküyor.

    Yusuf Müdür Ölecek Mi?

    Kebabcı Celal ile Sarp'a pusu kuran Köstencelinin eşi ile kel kafalı avukat planda değişiklik yapıyor ve önce Celal'i sonra Sarp'ı öldürmeye karar veriyorlar ama bu karar ellerine yüzlerine bulaşıyor.

    Kel kafalı avukat ise Sarp'ı öldürmek için yanına geldiğinde Yusuf müdür daha önceden olayı çözdüğünden dolayı (yaşlı Kurt) Sarp'ı kurtarayım derken 2 Mermi isabet ediyor. Tabi Sarp şuanda çok pişman hüngür hüngür ağlıyor. Ölemezsin müdürüm bana bunu yapma diye hıçkırığa boğuldu. E tabi şimdi hepimizde müdürün ölmesini bekliyoruz. Çok beklemeyeceksiniz haftaya yeni bölümde Yusuf müdürün ölüp ölmeyeceğini hep birlikte göreceğiz ölmezsek yaşarsak tabikide allah uzun ömürler versin hepimize.

    İçerde Yeni Bölüm

    Kel avukat akılsız başın cezasını ölerek ödeyecek, Sarp en başta zaten uyarmıştı bunları güven yoksa kaybederiz diye. Tahminim Yusuf müdür ölmeyecek Sarp ile yeniden barışacak gibi görünüyor. Zaten ölürse dosyayı Mert komiser alacak ee buda hain, olay hızlı şekilde çözülebilir.

    Daha önce başka birisinden duyduğumdan dolayı söylüyorum bu dizi sadece 1 sezon yayında kalacağı idi belkide bu kadar çok tutulacağı düşünülmediğinden dolayı yada bu dizinin tutması için böyle açıklamalar yapıldı. Ama dizi ilk bölümlerinden farklı bir havaya girmeye başladı. Konusu tamamen değiştirilebilir Celal köstenceli'nin eşini öldürecek. Neden bunu böyle düşündük çünkü köstencelinin eşi konuk oyuncu idi, 

    İçerde Son bölüm izlemek için tıklayın

     

    Devamı..
  • Her Yeri Karıştırmazsak Namerdiz

     

    Aslında, biz, kendi halimizde yaşayıp gidiyorduk. Osmanlı’nın çöküşüyle başlayan süreçte, ağır kayıplar vermiş, dayanılması zor yıkımlar görmüş bir millet olarak, çekildiğimiz yeni sınırlarda, geleceğimizi kurmanın telaşı içindeydik. 1974’teki Kıbrıs Harekatı’nı bir kenara koyacak olursak, öyle, kimseyle de uğraşmaya pek niyetimiz yoktu... Alt yapımızı güçlendireceğiz, geç kalmış sanayileşme sürecimizi tamamlayıp hızla bilişim çağına gireceğiz, çocuklarımızı iyi yetiştirip insanlık aleminin onurlu bir makamında hak ettiğimize inandığımız bir yerde yaşayıp gidecektik...

    İyi sanatçılar... Güçlü edebiyatçılar... Mars’a gözünü dikmiş bilim adamları... Risk almayı, üretmeyi bilen sanayiciler, dünyanın hal ve gidişini iyi yorumlayan finansçılar, araziye bir baktığında ne yapacağına o anda karar veren mimarlar, mühendisler, en olmaz hastalıkları tedavi eden doktorlar, ne bileyim, dünyanın en marka kulüplerinde top koşturan futbolcular falan yetiştirmenin derdindeydik...

    Dünya biraz riskli, milli ve yerli savunma sanayimizle ordumuzu güçlendirelim, bizim kimsenin toprağında gözümüz olmasın, ama kimse de bizim toprağımıza göz dikmesin diyorduk...

    Bütün bunları başardık...

    Kimsenin malına, namusuna el uzatmadık, durup dururken kimsenin evladını öldürmedik, kimsenin metrosunda, meydanında bombalar patlatmadık... Hatta bizden önce bir yerlerde karargah kurmuş milletlerin tavuğuna bile kışt demedik...

    Çalışkan ve kanaatkar bir milletizdir...

    Sabahın köründen başlayıp mesai saati dinlemeden çalışarak, işsize, açık açıkta olana destek olarak, kimsesizin evladına sahip çıkarak, yaşadığımız günlük sorunları da hep içimize atıp, kimselere el açmadan yolumuzda yürümeye çalıştık...

    Zor durumda aldığımız borca sadık, bizden destek isteyene gönlümüz açıktır...

    Dünyanın en çok sığınmacısını barındırıyoruz gıkımız çıkmıyor, gurbetlerdeki insanımıza kötü davranılıyor, nazik ve vakur duruyoruz, “bakın yapmayın” diyoruz. Dünyanın en güçlü ordularından birine sahibiz, yalnız evlerimizdeki silahlarla herhangi bir sınıra dayansak, 17 milyon insan yürüyüp gideriz, yapmıyoruz, savaşmamaya çalışıyoruz... Zorlarsanız, bakın söylüyorum, bu dünyada kimse kendini güvende hissedemez...

    Arkadaş bizimle derdiniz ne söyleyin...

    Bakın, hepiniz gelseniz de bi b.k olmaz

    Birinizi, Kore’den bu yana müttefik bildik, başımıza sarmadığı bela kalmadı, en son, 15 Temmuz’daki işgalini zor durdurduk...

    Diğerleriniz, yıllardır NATO müttefikimiz, ne kadar vatan haini, terörist, memleketi satmışı varsa ona sahip çıkıyor... Cumhurbaşkanlığı saraylarında ağırlamalar, onur vatandaşlığı vermeler falan... Vız gelir, tırıs gider, isterseniz alın hepsinin turşusunu kurun... Adam 40 yıl CIA’nın maaşlı personeli, en son memlekette darbe yapmış, Amerika’sı onu, Almanya’sı adamlarını korur, korusunlar, çok da fifi...

    Avrupa Birliği denilen “toplu emperyalist saldırı mekanizması” bu memleketin aleyhine ne varsa onun arkasında, açık söyleyelim, hepiniz birlikte gelin bi b.k yiyemezsiniz...

    Diğerleri... Rusya, kadim devlet dedik yalancı çıktı, İran, yalancı devlet dedik katliamcı oldu... Çin, ayrı bir alem, bir yanı emperyalizme kendi insanını peşkeş çekiyor, diğer yanı, sözde emperyaliste meydan okuyor, nüfusu kalabalık, Pekin’de oturan şapşal sayısı da ona göre... Hepsi birleşmiş, Türklerle uğraşıyor!..

    Bence bu yetmez, biraz daha yüklenmeniz gerekecek

    İran, önce Bosna-Hersek’te devamında Çeçenistan’da “Müslüman öldürmekte uzmanlaşmış” Rusya ile ittifaka girip Halep’te zafer kazandığına inanıyorsa yanılıyor...

    Putin Rusya’sı, orada-burada kan dökerek 21’nci yüzyılın ilerleyen yıllarında var olacağına inanıyorsa yanılıyor...

    Amerika-Avrupa ittifakı, Sünni Müslüman coğrafyaya Ali Hamaney’in askerleriyle nizam vereceğine inanıyorsa, yanılıyor...

    Makarios 1963’te Noel katliamını yaptıktan hemen sonra, dünya, bizim neden bu kadar çok çıkarma gemisi yaptığımızı anlamamıştı, cevabını 1974’te aldı.

    2016 bizim için tarihi dönüm noktasıdır...

    Kadim milletiz, işin aslını-faslı anladık. Yalnız mıyız, tamam onu da anladık, evet...

    Bir adım geri çekilir hazırlanırız...

    Bugüne kadar sanal bir “Türkofobi” yaratmıştınız... İşte, açık söylüyorum, artık bizden korkabilirsiniz...

    Önümüzdeki 10 yıl içinde, ne Orta Asya, Kafkasya, Balkanlar ve tabii ki Ortadoğu... Devamında neresiyle, orası...

    Her yeri karıştırmazsak, namerdiz...

    Kentlerinize kadar sızmış kavga mı dediniz, siz, inanın, daha hiç bir şey yaşamadınız...

     

    Kaynak:  Ardan ZENTÜRK - STAR

    Devamı..